Kimler Katılan Olabilir?
Bazen bir karar almak, bir adım atmak, ne kadar zor olabilir, değil mi? Kayseri’nin soğuk akşamlarından birinde, eski defterimi açıp günlüğüme yazmaya başladım. O an aklımdan geçen tek şey, “Kimler katılan olabilir?” sorusuydu. Hayatımda katıldığım ilk topluluk etkinliği vardı ve o kadar heyecanlıydım ki, başlamak için bir türlü cesaret bulamıyordum. Ne kadar önemli olduğunu düşündüm, ne kadar beklediğimi… Ama bir yandan da kafamda bir sürü soru vardı: Gerçekten katılacak kimse olacak mı? Bir yerden sonra, kimse katılmasa, kimse gelmese diye düşünmeye başladım. Ama sonra bir şey fark ettim: Asıl mesele katılım değil, o anı yaşamak, bu süreci deneyimlemekti.
Kendi Kendime Sorular
Kayseri’de bir soğuk akşam, sıcak çayımı yudumlarken, elimdeki defteri karıştırdım. Bugün karar vermek zorundaydım, çünkü bir topluluğa, bir etkinliğe katılmaya karar vermiştim. Bu kadar büyütmeme gerek var mıydı? “Kimler katılan olabilir?” sorusu bana ne kadar anlamlıydı, bilmiyorum. Ama sanırım bu kadar heyecanlanmamın altında korkularım vardı. Korkularım… Bir topluluğa ait olma isteği ile yalnız kalma korkusu birbirine karışmıştı.
Bir yandan kaygılarım vardı, ama bir yandan da umut. Kendi içimde bir cesaret patlaması yaşadım. Evet, belki kimse katılmaz, belki kimse gelmez, ama bu sefer farklıydı. Bu kez, yalnız olmayı bile kabullenmeye başlamıştım. Çünkü bir şey vardı, bu sefer gerçekten kendimi bu süreçte bulmak istiyordum. Ama yine de, kimlerin katılacağına dair bir düşünce aklımı kurcalıyordu. Bunu yazarken, bir yandan da bu soruyu sürekli soruyordum kendime: Gerçekten kimler katılan olabilir?
Korkular ve Heyecanlar
O gün akşam, etkinlik başlayacağı sırada bir yandan heyecanlı, bir yandan kaygılıydım. Katılımcı sayısının düşük olma ihtimali, aklımdan geçtikçe daha da büyüyordu. Ama sonra bir an, o kaygıları kenara bırakarak içimden gelen cesareti dinlemeye başladım. İnsanlar gelir ya da gelmezdi, ama ben oradaydım. Çekingenlik bir kenara, birkaç adım attım.
Birçok insanın arkasında bir hikâye olduğunu, onları bir araya getiren bir şeylerin olduğunu düşündüm. Kimilerinin sabahları erkenden uyanıp işe gitmek zorunda olduğu, kimilerinin hayallerinin peşinden koştuğu… Ama benim gibi bu etkinliği bir fırsat, bir başlangıç olarak görenlerin sayısı bir hayli azdı. Yavaşça gelmeye başlayan insanlar, beni ne kadar şaşırttı! Kimler katılan olabilir? İşte bu sorunun cevabını bulmak için bir fırsattı. İnsanların duygusal yüklerini, belki de aradıkları fırsatları, hayallerini gözlerinde görebiliyordum. Bir yandan kaygı, bir yandan umut vardı.
Katılımın Gerçek Anlamı
Etkinlik başladı ve etrafımda pek çok insan vardı. Kimileri kısa bir süre sonra gitti, kimileri kaldı. Ama o an, kimler katılan olabilir sorusu bir anlam kazandı. Gerçekten önemli olan katılanların kim olduğuydu. Sadece fiziksel olarak orada olanlar değil, kalbiyle, zihniyle orada olanlardı aslında katılımı anlamlı kılan. Kimileri sadece dinlemeye gelmişti, kimileri ise içsel bir değişim arayışıyla oradaydı. Kimseyi yargılamadım, ama herkesi kendi yerinde anladım.
Etkinlik bitip de evime dönerken, kafamda hala bu soruyu soruyordum: “Kimler katılan olabilir?” Bu kez cevabım farklıydı. Katılanlar, sadece bana katılanlar değildi; onlar kendi yolculuklarında bir adım atmış insanlardı. Bir topluluğa katılmak, yalnızca başkalarıyla değil, aynı zamanda kendinizle de bir buluşma anlamına geliyordu.
Hayal Kırıklıkları ve Umut
Ertesi gün, bir arkadaşım bana bu etkinliği nasıl bulduğumu sordu. Hayal kırıklığına uğramadığımı söyledim, çünkü aslında beklediğimden daha fazla şey öğrendim. Evet, birkaç kişi katılmamış olabilir, ama olanlarla gerçekten bağlantı kurabildim. O an, gerçek katılımın sayıların çok ötesinde olduğunu fark ettim. İnsanlar gelip gitti, belki de tam anlamıyla katılmadılar, ama ben hala oradaydım, hala dinledim, hala paylaştım.
Kimler katılan olabilir? Bu soru, bana aslında çok daha fazlasını öğretti. Katılım, sadece fiziksel bir varlıkla ilgili değil. İnsanların kalbiyle, duygularıyla ve fikirleriyle de bu etkinlikte yer almaları gerektiğini hissettim. O akşam yalnız değildim, çünkü herkes kendi iç yolculuğunda katıldı. Kimler katılan olabilir sorusu, o an, benim için sadece bir başlangıçtı.
Sonuç: Katılımın Gücü
Sonuç olarak, Kimler katılan olabilir sorusu bana hayatımda gerçek katılımın ne anlama geldiğini gösterdi. Katılmak sadece orada olmak değil, kendini verebilmekti. Ve her bir insanın, en derin noktasına dokunan bir katılım anlayışı vardı. Belki bir başkasının gözüne görünmeyebilirim, belki onlar da bana bakmazlar, ama önemli olan katılmak. Gerçek anlamda katılmak, bu etkinlikte gerçekten kendini görmekti.
Belki de kimler katılan olabilir sorusu, bir iç yolculuk yapmak için daha doğru bir yoldu.