Parasitoid Nedir? Bir Zihnin Derinliklerinden Yükselen Korku
Kayseri’nin sıcak akşamlarında, penceremden dışarı bakarken birden bir düşünceye daldım. O kadar karmaşık ve ürkütücüydü ki, birkaç dakika boyunca ne düşündüğümü bile anlamadım. Sonra, odama giren bir böcek, kafamda beliren o karanlık düşüncenin başrol oyuncusu oldu. Ne garip bir tesadüftü, değil mi? Bazen bir anlık bakış, bir detay, bile bir olayı tetikleyebilir. Kafamda yalnızca bir şey dönüyordu: Parasitoid nedir? Bu küçük ve belki de önemsiz gibi görünen soru, içimde bir kaçış arayışı başlattı. Hangi düşünceler, hangi hisler bir araya geldi de, bu soruyu kendime sorarken, neredeyse kaybolmuştum? İşte bunun hikayesi.
Bir Gecede Değişen Her Şey
O akşam her şey başladığında, yalnızca odada sessizce oturuyordum. Kayseri’nin sıcak yaz gecelerinin birinde, hafif bir rüzgarın pencereden içeri süzüldüğü anlardan biriydi. Bir yandan telefonuma göz atıyor, bir yandan da akşam yemeğimi yiyordum. Çocukluğumdan beri yalnız başıma yemek yemek, bana hep bir huzur vermiştir. Ne zaman duygusal olarak çökmüş olsam, tek başıma bir şeyler yemek, biraz olsun rahatlatıcı olurdu. Ama o akşam o huzur yoktu. Üzerimden geçmeyen bir baskı vardı. Belki de o an, hayatımda bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordum. Her şeyin yolunda gibi göründüğü ama bir eksiklik hissettiğim bir dönem geçiyordum. O yüzden belki de o akşam, beynim beni bir şekilde daha fazla düşünmeye zorladı.
İşte o an, bir böcek odama girdi. Küçük bir sinek gibi bir şeydi. Çok umursamadım başta, ama sonra fark ettim ki, bu sıradan sinek değil. Bu, sanki bir şeylere bağlı, parazit bir varlık gibiydi. Birden parasitoid kelimesi aklıma geldi. Hemen cep telefonumu aldım ve ‘Parasitoid nedir?’ diye yazdım. Okuduğum her şey, beni biraz daha korkutuyordu. Parasitoid, başka bir organizmanın vücudunda, onun ölümüne neden olan bir organizma türüdür. Başka bir deyişle, bir canlının, ev sahibi olan diğer canlıyı öldürmeden önce onun içinde yaşar ve gelişir. Hayatta belki de hiç kimse, bir başkasını içten içe böyle yok etme gücüne sahip olamaz diye düşündüm.
Telefonu bırakıp odama göz attım. O sinek, belki de evrimin en ürkütücü şekilde kendini hayatta tutan örneklerinden biriydi. Böcek, vücudumda bir parazit gibi yerleşmişti ve ben yalnızca buna bakarak bir anlam yüklemeye çalışıyordum. Her şeyin bana nasıl daha derin bir şekilde dokunduğunu fark ettim. O sineğin kaybolan parazitini görmesem de, zihnimdeki hayal kurma biçimim bir hal almıştı. Sanki ben de, içimde var olan bir parazite sahibim ve onunla başa çıkabilmek için ona ne kadar daha fazla dayanabileceğimi sorguluyordum.
Bir Yıkımın İlk Sinyalleri
Parasitoid fikri kafamı oldukça karıştırmıştı. Tüm gece, bu düşünceyle uyudum. Zihnimde ve yüreğimde sanki bir şeyler kırılmaya başlamıştı. Bir parazit, sürekli gelişiyor ve büyüyordu. İçimdeki hislerimi dinledim: korku, hayal kırıklığı, belki de uzun süredir yaşadığım ama fark etmediğim bir eksiklik. Gerçekten de, insan kendi içindeki en derin boşluğu fark ettiğinde, başka bir gözle hayata bakmaya başlıyor. Ama o gece yalnızca başlamak üzere olan bir yıkımı hissettim. Bu parazit, içimde bir boşluğu yavaşça dolduruyor ve bu duyguların beni nereye götüreceğini bilemiyordum.
Bir Böceğin Yaşamı ve Benim Hikayem
Ertesi gün, tüm gün boyunca bir yanda, zihnimdeki o parasitik düşünceyi defetmeye çalışırken, diğer yanda, hayattaki en değerli şeyin ne olduğunu sorguladım. Aslında insan içindeki boşlukları, hep dışarıda bir şeylerle doldurmaya çalışır. Ama içimdeki bu parazitin, beni her geçen gün biraz daha terk ettiğini hissettim. Bir böceğin yaşamı gibi, dışarıda sürekli olarak büyüyen ama görünmeyen bir parazit, bir insanın duygusal dünyasında da kendi yolunu bulabiliyor. Ama sonunda, onunla yüzleşmek zorunda kalıyorsun. Ve o, yavaşça seni terk ediyor.
Parasitoid fikri, o kadar gerçekti ki. Bunu görmek, içimdeki eksiklikle yüzleşmeme neden oldu. Kimse, parazit gibi bir varlık olmayı istemezdi. Ama bazen, insan ruhunun en derin yerlerinde, fark etmeden var olan bir parazit büyür ve onu temizlemek zaman alır. Ben de bu yolculuğa başladım. O sinek, içimdeki bozukluğu dışarıya yansıtan sadece bir sembol haline geldi. Bu yolculuğun ilk adımlarını atarken, sadece kaybolan bir şeyin izlerini görmek istemedim. Ama bu parazitin çok geç olmadan fark edilmesi gerektiğini biliyordum.
Sonuç: İçsel Parazit ve Büyümek
O gün, tüm geceyi o böcek ve içimdeki boşlukla geçirmek zorunda kaldım. Ama belki de bu, bana şunu gösterdi: Kendi içimdeki parasiti fark etmeden, hayatımda hiçbir şeyi doğru anlamam mümkün olamazdı. Kayseri’deki bu sıcak yaz akşamında, dışarıdaki rüzgarın esişini hissediyorum. Artık her şey farklı. O böceğin yok olması, benim için bir dönüşümün işaretiydi. İçsel parazitlerin izlerini temizlemek, hayatı yeniden anlamak demekti. Kendi eksikliklerimi kabul etmek, hayatta kendime yeni bir sayfa açmak demekti. Ve o sinek, içimdeki parazit artık benden bir adım daha uzaklaşmıştı.