İçeriğe geç

İmgesel ne demek çizim ?

İmgesel Ne Demek Çizim?

İzmir’de bir kafede oturuyorum. Ceketim tam üstüme göre, ama tam da o anda cebimdeki 20 TL’yi saymaya başladım. Bu kadar param varken, çay almam mı gerekir? Hem de artan fiyatlarla… Ah, sanırım çayı çok fazla derinlemesine düşünmeye başladım. Düşüncelerin bazen kendi içine girebilen bir hal alıyor, tıpkı imgesel bir çizim gibi. Tam da bu yüzden, bugün “İmgesel ne demek çizim?” sorusunu yanıtlamak istiyorum.

Peki, bu kavram ne demek? Kulağa biraz karmaşık geliyor olabilir. Ama burada derin bir felsefi sorgulamaya girmiyorum, merak etmeyin! Gelin, aslında çok basit bir noktaya odaklanalım: İmgesel çizim, hayal gücünün sınırlarını zorlayan, gerçeklikten bağımsız olarak şekillenen, belki de bir çocuğun renkli bir dünyada hayal ettiği, bir “gerçek” değil de “olabilen” şeylerin çizimidir. Hani bazen “Acaba bu resimde neyi görmek istiyorum?” dediğimizde ortaya çıkar, bir tür zihinsel serüven gibidir.

İmgesel Çizim: Hayal Gücünün Sınırları Zorlanıyor

Hadi biraz daha açalım konuyu. İmgesel çizim deyince aslında herkesin aklına biraz da fantastik bir şeyler gelir. Bir “kristal orman”, ya da bir “uzaylı kedi” gibi. Aslında hepimiz bu tür çizimler yapıyoruz, ama farkında bile değiliz. Çünkü gündelik hayatta da hayal gücümüzü sıklıkla kullanıyoruz. Mesela geçen gün arkadaşım Efe ile sokakta yürüyorduk. Gözleri parlak, konuşması hızlı, bir anda fikrini değiştiren bir adam… Ah, şu Efe!

Efe: “Biliyor musun, sana bir şey söyleyeceğim, bu aralar çok sık düşünüyorum. Gerçekten de insanlar ne kadar da ‘görsel’ varlıklar. Hep bir şeyleri çizebiliyoruz, hayal edebiliyoruz. Mesela, şu an mesela tam şu an… Bu sokak bir imgesel çizime dönüşse, neler olurdu?”

Ben: “Efe, sokakta yürürken hayal kuruyorsun, değil mi? Bir de gerçekten biri seni duysa, çok tuhaf olurdu.”

Efe: “Gerçekten, bu dünyada tek gerçek şey hayal değil mi zaten? İmgesel çizim, insanların düşündüklerini dışarıya vuran çizimler değil mi?”

Hayal gücümüz işte tam burada devreye giriyor. İmgesel çizim, düşündüğümüz her şeyi bir kağıda dökmek değil, aklımızda şekillenen bir şeyin sınırsız biçimlerde şekillenmesidir. Bir robot kedi, uçan fil, ya da gökyüzünde dans eden denizaltılar… Bir nevi zihin serbest bırakıldığında, gerçek dünyadan kaçıp hayal dünyasına giriş yaparız.

Hayal Gücünü Ne Kadar Kısıtlıyoruz?

İç sesimle konuşmaya devam ediyorum. “Ya bu imgesel çizimleri bir kenara bırak, neden biraz daha gerçekçi şeyler çizelim?” diyorum. Sonra birden kendi iç sesime cevap veriyorum. “Ne demek istiyorsun? Gerçekçilikten kastın ne? Aslında, her şeyin biraz daha gerçekçi olması gerektiği bir dünyada, ne kadar da ‘normal’ kaldık!” Sadece biraz daha ‘farklı’ düşünmeye çalışmak bile, insanı rahatlatabiliyor bazen.

Bunu gerçekten düşününce, evet, bu dünyadaki her şey bizlerin düşündüğü, hissettiği ve hayal ettiği şekilde şekilleniyor. Gerçek dünyada da çok fazla imgesel çizimle karşılaşıyoruz aslında. Mesela şu meşhur “İzmir’deki çarşının köşe başındaki esnaf” tipi… O kişi bir çizim olarak hayal edilebilir. Örneğin, kafasında kocaman bir şapka, üzerinde eski moda bir takım elbise ve tabii ki gözlük… Ya da şu “çok ciddi bir iş konuşması yapan bir kişi” tipi, o da bir çizimdir.

İşte bu noktada imgesel çizimler devreye giriyor. Gerçekten de hayal etmek, görmek ve çizebilmek için hiçbir sınır yok. Bir çocuğun veya bir sanatçının yaratabileceği her şey imgesel bir çizim olabilir. Mesela, bir yaratıcı düşünürken kafasında dönüp duran bu düşünceler, sonunda bir çizime dönüşebilir. Kim bilir, belki de bir gün ben o çaydanlığı çizecek ve içine bir roket yerleştireceğim!

İmgesel Çizim: Herkesin Kendi Dünyası

Bazen günlük hayatımda garip bir düşünce belirir: “Bir insan neden başka birinin hayalini çizer?” Bunu sorduğumda, bir arkadaşım bana şunu söylemişti: “Çünkü herkesin hayali, yaşadığı dünyadan bir parça taşır. Çizimler, o dünyayı temsil eder.”

Ben de o an düşündüm, haklıydı. İmgesel çizimler bir anlamda kişisel dünya haritalarıdır. Hangi duyguyu taşırsanız, çizimleriniz de ona göre şekillenir. Mesela ben bir gün bir çizeyim dedim, ama yapamadım. Hayatımda çok fazla şey düşünüp duruyorum. Şimdi çizsem nasıl olur? Hangi renkleri kullanacağım? Ya da neyi çizeceğim? Benim imgesel çizimim, aslında beynimdeki karmaşık düşüncelerin yansıması olabilir. O yüzden de bazen karar vermek çok zor.

Bir arkadaşımın elinde bir defter vardı, ve defterin içinde imgesel çizimler vardı. Çizimlerinde çok net bir şekilde kendisini ve dünya görüşünü görüyordum. O çizimler, onun ruh halinin birer yansıması gibiydi. Bir çizim, bir insanın iç dünyasını anlatabilir miydi? Bence evet. Öyle ya, bizdeki bir düşünce ya da hayal, dışarıya o şekilde yansıyabiliyor. Kişisel bir sanat formu belki de.

Sonuçta, İmgesel Çizimler Hangi Duyguyu Yansıtıyor?

İzmir’de bu kadar karışık düşüncelerle kafede otururken, birden neşelendim. Yani, biz her zaman ciddi olmamalıyız. Gerçekten de bazen her şeyin “gerçek” olması gerekmiyor. İmgesel çizimler, hayal gücümüzün sınırsızlığını gösteren bir sanat türüdür. Kim bilir, belki bir gün kahve fincanımda bir ejderha göreceğim. Yeter ki hayal edebileyim!

Ve evet, çok düşündüm. İmgesel çizimler bence bir insanın ruhunu, düşüncelerini ve hatta hayallerini gösteren güçlü bir ifade biçimi. Herkesin çizdiği bir dünya vardır, ve bu dünyada hayal gücü her zaman kazanan taraf olmuştur. Kimse de, “Hayal kurmak yasak!” diyemez.

Belki de hepimiz birer “imgesel çizim”iz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort megapari-tr.com deneme bonusu
Sitemap
ilbet girişilbet mobil girişilbet giriş adresiwww.betexper.xyz/